Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Boş laf karın doyurmuyor…’

Çetin Ünsalan’ın Gözünden: ‘Sözde Değil, Özde Değişim Şart!’

Türkiye ekonomisinin gerçeklikten uzak tablosu, asıl sorun haline gelmiş durumda. Açlık sınırının altındaki emekli maaşlarını kabul ettirip sonra da bu durumu meşrulaştırmak ne kadar çelişkiliyse, insanların satın alma güçlerini tamamen yitirdiği bir ortamda sadece hayat pahalılığından bahsetmek de aynı derecede yanıltıcı bir yaklaşım.

Öncelikle, 2026 performansına dair memur maaşlarında belirgin ipuçları ortaya çıkmaya başladı. Bu yıl toplamda %20 zam öngörülen memurların, gündemdeki %31 enflasyon açıklaması karşısında bile zorlanması dikkat çekici.

Ardından asgari ücret konusu gündeme geldi. Açlık sınırının altında belirlenen bu rakamı ‘belirlemek’ yanıltıcı bir ifade, aslında zorunlu hale getirildiğini söylemek daha doğru olur. Son olarak, en düşük emekli maaşını 20 bin TL olarak açıklamak, açlık sınırının altında olan insanları olduğu yerde bırakmanın başka bir göstergesi.

Bütün bunlar istisna ücretler ya da aylıklar olmalıydı, fakat ortalama gelirlere dönüşünce ülkede fakirlik ve ihtiyaç içinde yaşama zorunluluğu haline geldi. Uzun yıllardır, özellikle son üç yılda perişan edilen bir vatandaş gerçeği ortadayken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelecekteki dönemde hayat pahalılığının azalacağını iddia etmesi, yaşananları görmezden gelmenin işareti.

Hayat pahalılığı bu ülkede yıllar önce de vardı. Gelirin, ihtiyaçları karşılamaya yetmemesi hayat pahalılığı olarak tanımlanır, ancak insanların yüzde 80’inin resmen açlık sınırının altında olduğu bir durumda, burada pahalılıktan değil, eksiklikten bahsetmek daha yerinde olur. Yani, bizim henüz hayat pahalılığı konusunda yakınmaya lüksümüz yok.

Reel sektörde de, özellikle üretim tarafında sorunlar büyümeye devam ediyor. Bir ülkede ücretlerin bu kadar düşük seviyede olması, işverenlerin avantajlı bir konumda olduğunu akla getiriyor değil mi?

Ne yazık ki, durum öyle değil. İnsanlara insanlık dışı düşük ücretler ödeyip, bu ücretlerin, Avrupa’daki rakiplerin maliyetlerinin üzerinde olması, büyük bir çelişki.

Mehmet Şimşek göreve geldiğinde, rasyonelleşmeden bahsetmişti. Buradan tekrar hatırlatayım, enflasyon verisini düzeltmeden rasyonel politikalar uygulayamayacaklarını, uygulamaları durumunda büyük faturalarla karşılaşacaklarının altını çizmiştim.

Günümüzde, emekliden memura, çiftçiden sanayiciye kadar herkesin ‘gerçeklerle yüzleşme’ bedeli ödüyor. Ne yazık ki, büyük faturalar ödeniyor ve bu bakış açısıyla ödenmeye devam edecek.

Siyasetçilerin tribünlerde nutuk atması veya insanların yaşadıklarının farkında olduklarını söylemeleri, hiçbir anlam taşımıyor. Gerçek şu ki, sadece rantçılar iyi para kazanırken, geri kalanlar sürünmeye devam ediyor. Gerisi boş laf.